Retroperitoneal Fibrozis Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Retroperitoneal Fibrozis Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Ürolojik Hastalıklar 18 dk okuma · 3,416 kelime Tıbbi İnceleme: Prof. Dr. Murat Binbay

Retroperitoneal fibrozis, karın boşluğunun arka kısmında bulunan retroperiton bölgesinde anormal inflamasyon ve bağ dokusu artışıyla karakterize nadir bir hastalıktır. Oluşan fibrotik doku özellikle büyük damarların ve üreterlerin çevresinde gelişebilir. Üreterlerin bu dokunun içinde sıkışması veya dışarıdan basıya uğraması, böbrekte üretilen idrarın mesaneye ulaşmasını zorlaştırarak hidronefroz ve böbrek fonksiyon kaybına yol açabilir.

Hastalık bazı kişilerde yavaş ve sessiz ilerlerken bazı hastalarda bel veya böğür ağrısı, böbrek fonksiyonlarında bozulma ya da tekrarlayan idrar yolu problemleriyle ortaya çıkabilir. Retroperitoneal fibroziste tedavinin temel amacı yalnızca oluşan fibrotik dokuyu kontrol etmek değil, aynı zamanda böbrekleri üreter tıkanıklığının oluşturabileceği kalıcı hasardan korumaktır.

Retroperitoneal fibrozisin önemli bir bölümü idiyopatik, yani kesin nedeni gösterilemeyen gruptadır. Ancak günümüzde bu hastalığın bazı olgularda bağışıklık sistemiyle ve özellikle IgG4 ilişkili hastalık adı verilen sistemik fibroinflamatuvar hastalıkla bağlantılı olabileceği bilinmektedir. Bunun yanında bazı ilaçlar, maligniteler, radyoterapi, geçirilmiş operasyonlar ve farklı inflamatuvar durumlar da sekonder retroperitoneal fibrozise neden olabilir.

Retroperiton Nedir ve Retroperitoneal Fibrozis Nerede Oluşur?

Retroperiton, karın zarının arkasında bulunan anatomik bölgedir. Böbrekler, üreterlerin önemli bir bölümü, aort, inferior vena kava ve çok sayıda damar, sinir ve lenfatik yapı bu bölgede bulunur.

Retroperitoneal fibroziste çoğunlukla büyük damarların, özellikle aort çevresinde inflamatuvar ve fibrotik bir doku tabakası gelişir. Bu doku zamanla çevrede bulunan yapılara doğru uzanabilir. Üreterler bu bölgeden geçtiği için hastalıktan en fazla etkilenen yapılardan biri haline gelebilir.

Üreterlerin tek taraflı veya iki taraflı olarak fibrotik dokunun içerisinde sıkışması, idrarın böbrekten mesaneye geçişini engelleyebilir. Bu nedenle hastalık yalnızca romatolojik veya inflamatuvar bir problem değil, aynı zamanda önemli bir ürolojik hastalık olarak değerlendirilir.

Retroperitoneal Fibrozis Neden Olur?

Retroperitoneal fibrozisin nedeni her hastada belirlenemez. Bu nedenle hastalık genel olarak idiyopatik retroperitoneal fibrozis ve sekonder retroperitoneal fibrozis şeklinde iki ana grupta değerlendirilebilir.

İdiyopatik Retroperitoneal Fibrozis

Belirgin bir neden saptanamayan olgular idiyopatik olarak adlandırılır. Günümüzde bu hastaların önemli bir bölümünde bağışıklık sistemi tarafından tetiklenen kronik inflamatuvar süreçlerin rol oynadığı düşünülmektedir.

İnflamasyonun zaman içerisinde yoğun bağ dokusu ve fibrozis gelişimine neden olması, üreterler ve damarlar gibi retroperitoneal yapıların çevresinin sarılmasına yol açabilir.

IgG4 İlişkili Retroperitoneal Fibrozis

Retroperitoneal fibrozis bazı hastalarda IgG4 ilişkili hastalığın bir parçası olabilir. IgG4 ilişkili hastalık, vücudun farklı organlarında inflamasyon ve fibrozise neden olabilen sistemik bir hastalıktır.

Bu hastalarda pankreas, tükürük bezleri, gözyaşı bezleri, böbrekler, büyük damarlar ve farklı organ sistemlerinde de tutulum görülebilir. Retroperitoneal fibrozis bazı hastalarda diğer organ tutulumu olmadan da ortaya çıkabilir.

Serum IgG4 düzeyinin yüksek bulunması tanıyı destekleyebilir ancak tek başına kesin tanı koydurmaz. Hastanın klinik bulguları, görüntüleme sonuçları ve gerekli durumlarda doku biyopsisi birlikte değerlendirilir.

Sekonder Retroperitoneal Fibrozis

Daha nadir olarak retroperitoneal fibrozis başka bir hastalığa veya dış etkene bağlı gelişebilir. Sekonder nedenler arasında şunlar bulunabilir:

  • Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı
  • Karın veya pelvis bölgesine uygulanmış radyoterapi
  • Daha önce geçirilmiş büyük abdominal cerrahiler
  • Bazı kronik enfeksiyonlar
  • Lenfoma ve bazı diğer maligniteler
  • Retroperitoneal bölgedeki inflamatuvar hastalıklar
  • Bazı sistemik otoimmün hastalıklar

Bu ayrım önemlidir çünkü sekonder retroperitoneal fibroziste tedavinin yalnızca fibrozise değil, altta yatan nedene de yönelmesi gerekir.

Retroperitoneal Fibrozis Kimlerde Görülür?

Retroperitoneal fibrozis nadir görülen bir hastalıktır ve çoğunlukla orta ve ileri erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülebilir. Ancak hastalık farklı yaş gruplarında ve kadınlarda da gelişebilir.

Hastalığın ortaya çıkmasında tek bir risk faktöründen söz etmek mümkün değildir. Bağışıklık sistemi hastalıkları, IgG4 ilişkili hastalık, bazı ilaçlar, geçirilmiş radyoterapi veya cerrahi işlemler ve bazı maligniteler hastanın değerlendirilmesinde dikkate alınır.

Retroperitoneal Fibrozis Belirtileri Nelerdir?

Retroperitoneal fibrozisin belirtileri genellikle hastalığın ne kadar ilerlediğine ve üreterler üzerinde ne kadar baskı oluşturduğuna göre değişir. Başlangıç döneminde belirtiler oldukça belirsiz olabilir.

Görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:

  • Bel ağrısı
  • Böğür veya yan ağrısı
  • Karın ağrısı
  • Kasık bölgesine yayılan künt ağrı
  • Halsizlik
  • İştahsızlık
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Hafif ateş
  • Bulantı
  • İdrar miktarında azalma
  • Böbrek fonksiyonlarında bozulma
  • Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları

Üreter tıkanıklığı yavaş geliştiği için bazı hastalarda belirgin böbrek ağrısı görülmeyebilir. Bu nedenle retroperitoneal fibrozis bazen başka bir nedenle yapılan ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi sırasında saptanan hidronefroz üzerinden fark edilir.

Retroperitoneal Fibrozis Üreterleri Nasıl Etkiler?

Böbreklerde üretilen idrar, üreter adı verilen iki ince kanal aracılığıyla mesaneye taşınır. Retroperitoneal fibroziste üreterler çevrelerindeki yoğun fibrotik doku tarafından sarılabilir veya dışarıdan basıya uğrayabilir.

Üreterdeki bu sıkışma idrarın böbrekten mesaneye geçişini zorlaştırır. Darlığın üst kısmında basınç artması sonucunda böbreğin idrar toplama sisteminde genişleme meydana gelir. Bu duruma hidronefroz adı verilir.

Tıkanıklık uzun süre devam ederse böbrek dokusu zarar görebilir ve böbreğin süzme fonksiyonunda azalma gelişebilir. Her iki üreterin etkilenmesi durumunda böbrek fonksiyonlarındaki bozulma daha belirgin olabilir.

Retroperitoneal Fibrozis Böbrek Yetmezliğine Neden Olur mu?

Evet. İleri derecede üreter basısı ve uzun süre devam eden idrar yolu tıkanıklığı böbrek fonksiyonlarında azalmaya neden olabilir. Özellikle hastalık her iki üreteri etkiliyorsa kreatinin düzeyinde yükselme ve akut veya kronik böbrek fonksiyon bozukluğu ortaya çıkabilir.

Bu nedenle tanı sırasında en önemli sorulardan biri böbreklerin ne kadar etkilendiğidir. Böbrek fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulduğu veya üreter tıkanıklığının belirgin olduğu hastalarda yalnızca ilaç tedavisinin başlaması yeterli olmayabilir. Öncelikle böbreğin drenajının sağlanması gerekebilir.

Retroperitoneal Fibrozis Tanısı Nasıl Konulur?

Retroperitoneal fibrozis tanısı tek bir kan testi ile konulmaz. Hastanın şikayetleri, böbrek fonksiyonları, inflamasyon belirteçleri ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilir.

Kan ve İdrar Testleri

Kan testlerinde böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla kreatinin ve diğer böbrek fonksiyon parametreleri incelenir. Sedimentasyon ve CRP gibi inflamasyon göstergeleri hastalık aktivitesi hakkında bilgi verebilir.

Hastanın klinik özelliklerine göre serum IgG4 düzeyi, otoimmün hastalıklarla ilişkili testler ve diğer laboratuvar incelemeleri de istenebilir. Ancak bu testlerin hiçbiri tek başına retroperitoneal fibrozis tanısını doğrulamaz veya dışlamaz.

Ultrasonografi

Ultrasonografi özellikle böbreklerde hidronefroz olup olmadığını değerlendirmek açısından yararlıdır. Ancak retroperitoneal fibrotik dokunun sınırlarını ve büyük damarlarla ilişkisini ayrıntılı değerlendirmek için genellikle kesitsel görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulur.

Bilgisayarlı Tomografi

Kontrastlı bilgisayarlı tomografi, retroperitoneal fibrozisin yerleşimini ve çevre yapılarla ilişkisini değerlendirmede sık kullanılan yöntemlerden biridir. Üreterlerin tutulumu, böbreklerdeki genişleme ve retroperitoneal dokunun yayılımı incelenebilir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme

Manyetik rezonans görüntüleme, fibrotik dokunun anatomik yayılımını ve tedaviye verdiği yanıtı değerlendirmek amacıyla kullanılabilir. Bazı hastalarda kontrastlı BT yerine veya BT'yi tamamlayıcı olarak tercih edilebilir.

Retroperitoneal Fibroziste Biyopsi Gerekir mi?

Her retroperitoneal fibrozis hastasına rutin olarak biyopsi yapılması gerekmez. Görüntüleme bulgularının tipik olduğu ve klinik tablonun hastalıkla uyumlu bulunduğu bazı hastalarda doğrudan tedavi planlanabilir.

Bununla birlikte aşağıdaki durumlarda biyopsi daha önemli hale gelebilir:

  • Görüntüleme bulgularının tipik olmaması
  • Malignite şüphesi bulunması
  • Retroperitoneal kitlenin alışılmadık yerleşimde olması
  • Tedaviye beklenen yanıtın alınmaması
  • Lenfoma veya başka bir tümörün dışlanmasının gerekmesi
  • Kesin tanının tedavi yaklaşımını değiştirecek olması

Biyopsi kararı hastanın görüntüleme sonuçları ve genel klinik tablosu değerlendirilerek verilir.

Retroperitoneal Fibrozis Hangi Hastalıklarla Karışabilir?

Retroperitoneal bölgede görülen her yumuşak doku kitlesi retroperitoneal fibrozis değildir. Lenfoma, metastatik kanserler, bazı primer retroperitoneal tümörler, enfeksiyonlar ve farklı inflamatuvar hastalıklar benzer görüntü oluşturabilir.

Bu nedenle özellikle atipik görüntüleme bulguları bulunan hastalarda malign hastalıkların dışlanması büyük önem taşır. Tanının kesin olmadığı durumlarda biyopsinin gündeme gelmesinin temel nedenlerinden biri budur.

Retroperitoneal Fibrozis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Retroperitoneal fibrozis tedavisi iki temel hedef üzerine kuruludur: inflamatuvar ve fibrotik hastalık sürecini kontrol altına almak ve üreter tıkanıklığı varsa böbreklerin drenajını sağlayarak böbrek fonksiyonlarını korumak.

Bu nedenle tedavi yalnızca bir ilaç reçetesinden veya cerrahiden oluşmaz. Hastanın böbrek fonksiyonları, hidronefrozun derecesi, üreterlerin tutulumu, hastalığın nedeni ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bulgular birlikte değerlendirilmelidir.

Üreter Tıkanıklığında Double J Stent Tedavisi

Retroperitoneal fibrozis üreteri sıkıştırarak böbreğin boşalmasını engellediğinde Double J üreter stenti yerleştirilebilir. Stent böbrekten mesaneye kadar uzanır ve idrarın daralmış bölgeden geçebilmesi için geçici bir kanal oluşturur.

Stent özellikle böbrek fonksiyonunun etkilenmeye başladığı hastalarda idrar akımını yeniden sağlamak için kullanılabilir. Aynı zamanda medikal tedavinin etkisini göstermesi için zaman kazandırabilir.

Ancak stent retroperitoneal fibrozisi tedavi eden bir yöntem değildir. Temel görevi üreterin açık kalmasını ve böbreğin boşalmasını sağlamaktır. Hastalık kontrol altına alındığında stentin çıkarılıp çıkarılamayacağı takip görüntülemeleri ve böbrek fonksiyonları değerlendirilerek belirlenir.

Perkütan Nefrostomi Ne Zaman Gerekir?

Üretere stent yerleştirilemediği, tıkanıklığın çok ileri olduğu veya böbreğin hızlı şekilde boşaltılması gereken bazı hastalarda perkütan nefrostomi uygulanabilir.

Nefrostomi işleminde görüntüleme eşliğinde ciltten böbreğin idrar toplama sistemine bir kateter yerleştirilir. Böylece idrar dışarıdaki bir torbaya boşaltılarak böbrekteki basınç azaltılır.

Özellikle ciddi böbrek fonksiyon bozukluğu, idrar yapamama, ciddi elektrolit problemleri veya tıkanıklığa enfeksiyonun eşlik ettiği durumlarda böbreğin hızlı şekilde drenajı önemli olabilir.

Retroperitoneal Fibroziste İlaç Tedavisi

İdiyopatik ve bağışıklık sistemiyle ilişkili retroperitoneal fibroziste medikal tedavinin amacı aktif inflamasyonu baskılamak, fibrotik dokunun ilerlemesini durdurmak ve mümkün olduğunda mevcut kitlenin küçülmesini sağlamaktır.

Kortikosteroid Tedavisi

Kortikosteroidler idiyopatik retroperitoneal fibroziste en sık kullanılan başlangıç tedavilerinden biridir. Tedavi dozu ve süresi hastanın hastalık aktivitesine, böbrek fonksiyonlarına, görüntüleme bulgularına ve eşlik eden hastalıklarına göre belirlenir.

Tedavi sırasında kan şekeri, tansiyon, kemik sağlığı, enfeksiyon riski ve steroidlerin diğer olası yan etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle uzun süreli kortikosteroid tedavisi düzenli hekim kontrolü gerektirir.

Bağışıklık Sistemini Düzenleyen Tedaviler

Steroide yeterli yanıt alınamayan, hastalığı tekrarlayan veya steroid kullanımının azaltılmasının istendiği seçilmiş hastalarda farklı immünsüpresif veya immünomodülatör tedaviler değerlendirilebilir.

Azatioprin, mikofenolat mofetil ve metotreksat gibi ilaçlar bazı hastalarda kullanılabilir. IgG4 ilişkili hastalık veya tekrarlayan dirençli hastalık gibi özel durumlarda rituksimab gibi hedefe yönelik tedaviler de ilgili uzmanlıkların değerlendirmesiyle gündeme gelebilir.

Hangi ilacın kullanılacağı konusunda standart tek bir tedavi bütün hastalar için uygun değildir. Hastanın romatoloji, nefroloji ve üroloji gibi ilgili branşlar tarafından multidisipliner değerlendirilmesi gerekebilir.

Retroperitoneal Fibroziste Cerrahi Tedavi

Medikal tedaviye rağmen üreter tıkanıklığının devam ettiği, stent veya nefrostominin uzun süre kullanılamadığı ya da tekrarlayan tıkanıklık yaşanan hastalarda cerrahi tedavi değerlendirilebilir.

Cerrahinin temel amacı üreteri çevresindeki yoğun fibrotik dokudan serbestleştirmek ve tekrar fibrotik doku içerisinde sıkışmasını önleyecek şekilde konumlandırmaktır. Bu işleme üreterolizis adı verilir.

Üreterolizis Ameliyatı Nedir?

Üreterolizis, üreterin retroperitoneal fibrotik dokudan dikkatli bir şekilde ayrılarak serbestleştirilmesidir. Gerektiğinde üreter yeniden konumlandırılarak fibrotik dokuyla tekrar temas etme ihtimali azaltılmaya çalışılır.

Bu ameliyat özellikle aşağıdaki durumlarda değerlendirilebilir:

  • İlaç tedavisine rağmen devam eden üreter tıkanıklığı
  • Tekrarlayan hidronefroz
  • Uzun süre stent kullanımının mümkün olmaması
  • Stent veya nefrostomiye bağlı tekrarlayan problemler
  • Darlığın kalıcı şekilde giderilmesinin hedeflenmesi
  • Tanı sırasında cerrahi biyopsi gereksinimi

Üreterolizis mevcut üreter tıkanıklığını gidermeye yardımcı olabilir ancak retroperitoneal fibrozisin sistemik inflamatuvar sürecini tek başına ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bazı hastalarda cerrahi sonrasında da medikal tedavi ve düzenli takip gerekebilir.

Robotik Cerrahi ile Retroperitoneal Fibrozis Tedavisi

Uygun hastalarda üreterolizis ameliyatı açık cerrahi yerine laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Robotik sistemlerin büyütülmüş üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerrahi enstrümanların hassas hareket kabiliyeti, yoğun fibrotik doku içindeki üreterin dikkatli şekilde ayrılması gereken ameliyatlarda cerraha teknik avantaj sağlayabilir.

Robotik üreterolizis sırasında üreter çevresindeki fibrotik dokudan serbestleştirilir. Hastanın anatomisine ve hastalığın yayılımına göre üreterin yeniden konumlandırılması veya çevresinin farklı dokularla korunması gibi ek teknikler uygulanabilir.

Robotik yaklaşım her retroperitoneal fibrozis hastası için gerekli veya uygun değildir. Hastalığın yaygınlığı, daha önce geçirilmiş ameliyatlar, damar yapılarıyla ilişkisi, üreter tutulumu ve cerrahın rekonstrüktif üroloji deneyimi tedavi seçiminde dikkate alınmalıdır.

Retroperitoneal Fibrozis Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Aktif ve ilerleyici retroperitoneal fibrozis tedavisiz bırakıldığında üreterlerin giderek daha fazla sıkışmasına neden olabilir. Bunun sonucunda hidronefroz gelişebilir ve böbrek fonksiyonlarında kalıcı kayıp meydana gelebilir.

Hastalığın damarları veya diğer retroperitoneal yapıları etkilediği bazı hastalarda farklı komplikasyonlar da görülebilir. Bu nedenle hastalık yalnızca ağrı olup olmadığına göre takip edilmemelidir.

Özellikle iki taraflı üreter tıkanıklığı, hızla yükselen kreatinin, idrar miktarında belirgin azalma veya tıkanıklığa enfeksiyonun eşlik etmesi hızlı tıbbi değerlendirme gerektirir.

Retroperitoneal Fibrozis Tekrarlar mı?

Retroperitoneal fibrozis tedavi sonrasında tekrarlayabilen kronik bir hastalık olabilir. Medikal tedaviye iyi yanıt alınmış olsa bile hastalığın yeniden aktif hale gelmesi mümkündür.

Nüks riski hastalığın altında yatan nedene, IgG4 ilişkisine, başlangıçtaki hastalık yaygınlığına, tedavi yanıtına ve kullanılan tedavi yöntemine göre değişebilir.

Bu nedenle belirtilerin ortadan kalkması takip ihtiyacının sona erdiği anlamına gelmez. Hastaların böbrek fonksiyonları, inflamasyon göstergeleri ve görüntüleme sonuçları belirli aralıklarla değerlendirilmelidir.

Retroperitoneal Fibrozis Sonrası Takip Nasıl Yapılır?

Takip programı hastalığın yaygınlığına ve uygulanan tedaviye göre kişiselleştirilir. Temel amaç hem hastalığın yeniden aktifleşmesini hem de üreterlerde tekrar tıkanıklık gelişmesini erken dönemde saptamaktır.

Takipte aşağıdaki değerlendirmelerden yararlanılabilir:

  • Serum kreatinin ve böbrek fonksiyon testleri
  • CRP ve sedimentasyon gibi inflamasyon göstergeleri
  • Ultrasonografi ile hidronefroz kontrolü
  • Gerektiğinde BT veya MR görüntüleme
  • Üreter stenti bulunan hastalarda stent takibi
  • IgG4 ilişkili hastalık varsa diğer organ tutulumlarının değerlendirilmesi

Görüntüleme sırasında yalnızca fibrotik kitlenin boyutuna değil, böbreklerin drenajına ve üreterlerin açık olup olmadığına da dikkat edilir.

Retroperitoneal Fibrozis Tamamen İyileşir mi?

Hastalığın seyri kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda medikal tedaviyle inflamasyon belirgin şekilde kontrol altına alınabilir ve üreterlerdeki bası azalabilir. Bazı hastalarda ise kalıcı fibrotik doku nedeniyle stent, rekonstrüktif cerrahi veya uzun süreli takip gerekebilir.

Erken dönemde tanı konulması ve böbreklerin ciddi şekilde zarar görmeden idrar drenajının sağlanması tedavinin en önemli hedeflerinden biridir. Uzun süreli tıkanıklık nedeniyle gelişmiş ileri böbrek hasarının tamamen geri dönüşü her zaman mümkün olmayabilir.

Retroperitoneal Fibrozis Hakkında Sık Sorulan Sorular

Retroperitoneal fibrozis kanser midir?

İdiyopatik retroperitoneal fibrozis kanser değildir. Ancak bazı malign hastalıklar retroperitoneal fibrozisi taklit edebilir veya sekonder fibrotik reaksiyona yol açabilir. Bu nedenle özellikle atipik olgularda kanserin dışlanması önemlidir.

Retroperitoneal fibrozis tehlikeli midir?

Üreter tıkanıklığı oluşturarak böbrek fonksiyonlarını bozabildiği için ciddi sonuçlara yol açabilir. Hastalığın önemi yalnızca fibrotik kitlenin büyüklüğüne değil, böbrekler ve diğer retroperitoneal yapılar üzerindeki etkisine bağlıdır.

Retroperitoneal fibrozis üreter darlığı yapar mı?

Evet. Hastalık üreterleri dışarıdan sararak veya sıkıştırarak idrar geçişini engelleyebilir. Bu durum fonksiyonel bir üreter darlığına, hidronefroza ve böbrek fonksiyon kaybına neden olabilir.

Retroperitoneal fibrozis iki böbreği birden etkileyebilir mi?

Evet. Fibrotik dokunun yaygınlığına bağlı olarak bir veya her iki üreter etkilenebilir. İki taraflı üreter tıkanıklığı böbrek fonksiyonlarını daha ciddi şekilde bozabileceği için yakın takip gerektirir.

Retroperitoneal fibrozis için hangi doktora gidilir?

Üreter ve böbrek etkilenimi nedeniyle üroloji hastalığın yönetiminde önemli bir branştır. Ancak retroperitoneal fibrozis sistemik inflamatuvar bir hastalık olabileceğinden romatoloji, nefroloji, radyoloji, patoloji ve gerektiğinde onkoloji gibi farklı branşların birlikte değerlendirmesi gerekebilir.

Retroperitoneal fibroziste stent kalıcı mıdır?

Her zaman değildir. Stent çoğunlukla böbreğin drenajını geçici olarak sağlamak amacıyla kullanılır. Medikal tedavi sonrasında üreterdeki bası azalır ve idrar geçişi düzelirse stent çıkarılabilir. Ancak kronik tıkanıklığı bulunan bazı hastalarda daha uzun süreli stent ihtiyacı olabilir.

Kortizon retroperitoneal fibrozisi iyileştirir mi?

Kortikosteroidler özellikle aktif idiyopatik veya immün aracılı retroperitoneal fibroziste inflamasyonu azaltmak amacıyla kullanılan temel tedavilerden biridir. Ancak hastanın yanıtı takip edilmelidir ve üreter tıkanıklığı bulunan hastalarda yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmayabilir.

Retroperitoneal fibrozis ameliyatla tamamen geçer mi?

Üreterolizis ameliyatı üreter üzerindeki mekanik basıyı ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavidir. Ancak hastalığın altında bulunan sistemik inflamatuvar süreci tek başına tedavi etmez. Bu nedenle ameliyat sonrasında da medikal tedavi ve takip gerekebilir.

Retroperitoneal fibrozis tekrar eder mi?

Evet. Başarılı tedaviden sonra bile bazı hastalarda hastalık yeniden aktifleşebilir. Düzenli böbrek fonksiyon testleri ve görüntüleme kontrolleri bu nedenle önemlidir.

Retroperitoneal fibroziste ne zaman acil değerlendirme gerekir?

İdrar miktarında belirgin azalma, idrar yapamama, ateş ve titreme, şiddetli böğür ağrısı, hızla kötüleşen genel durum veya böbrek fonksiyonlarında belirgin bozulma varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Tıkanmış bir üriner sisteme enfeksiyonun eşlik etmesi acil böbrek drenajını gerektirebilir.

Prof. Dr. Murat Binbay
Yazar & Tıbbi Editör

Üroloji ve Robotik Cerrahi Uzmanı · 25+ yıl deneyim

Hakkımızda İletişim

Bu Yazıyı Paylaş

Yorumlar

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

DAHA FAZLA

İlgilenebileceğiniz Diğer Yazılar