0530 100 90 85
Prostat Kanseri (Tümörü) Nedir?

Prostat kanseri nedir, prostat kanseri ameliyatı nasıl yapılır, ameliyat sonrası durum nasıl ilerler? Tüm bu sorular yanıtları merak edilen sorulardır. Prostat kanseri oldukça sinsi ilerleyen bir kanser türüdür. 

Prostat bezi erkek üreme sisteminin önemli bir parçası olup idrar torbasının altında makatın önünde bulunan ortalama ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Bu bezin tam merkezinden üretra adı verilen idrar torbasından idrarın boşaltılmasını sağlayan kanal geçer. Cinsel boşalma esnasında bu bezi çevreleyen kaslar meninin üretraya dolmasını sağlar. Meni üretra boyunca penis ucuna kadar gelip buradan dışarı akar.

Prostat Kanseri Nedir?

Bütün vücut doku hücreleri kendilerini belli bir kontrol mekanizması içinde yenilerler. Böylece hasar gören doku tamir edilip yenilenir. Kontrol dışı kalan ve gerekmediği halde çoğalan hücreler tümör adını verdiğimiz hücre gruplarını oluştururlar.

Bazı tümörler büyümelerine rağmen köken aldıkları dokularla sınırlı kalıp komşu organlara ya da uzak organlara ilerlemezler. Bunlara iyi huylu (selim) tümör denir. Bazıları ise sadece büyümekle kalmaz, komşu organlara yayılma ve onları tahrip etme potansiyeline sahiptirler. Bunlara kötü huylu (habis) tümör ya da kanser denir.

Kanser hücreleri köken aldıkları bölgeden ayrılabilir ve vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Prostat kanseri nedir sorusuna cevap olarakta söyleyebiliriz ki prostatın idrar kanalına uzak noktalarında oluşan habis tümörlerin oluşturduğu kanser türüdür. Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Her sene kanser tanısı alan her üç erkekten birinin tanısı prostat kanseridir.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Bazı hastalarda hiç bir belirti vermeyen prostat kanseri belirtileri sıralanacak olursa;

  1. Sertleşme bozukluğu
  2. Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi
  3. Boşalma esnasında ağrı
  4. Menide ya da idrarda kan görülmesi
  5. İdrar akışında kuvvet azalması
  6. Kemik ağrıları
  7. İdrar yapma güçlüğü

Ancak bu belirtiler her zaman için kişinin prostat kanserine yakalandığını göstermez. Bu hastalığın kişide görülmesinde katsayıyı en önemli bir biçimde artıran faktörlerden biriside birinci derece yakın akrabalarında görülmüş olmasıdır keza bu durum kişinin prostat kanserine yakalanma olasılığını dört beş katına çıkartmaktadır.

Prostat Kanseri Neden Olur?

Kanserin nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı nedenlerin kanser ile bağlantılı olduğu ortaya konmuştur.

  • Yaş: Kanser, 40 yaş altı erkeklerde çok seyrek görülür. Bir erkek, 50 yaşına geldiğinde, kansere yakalanma ihtimali hızla artar. Hemen hemen kanser tanısı almış 3 hastanın, 2 si 65 yaş üzerindeki erkeklerdir.
  • Irk: Hastalık Afro-Amerikalı (zenci) erkeklerde, diğer ırkların erkeklerine kıyasla daha fazladır. Afro-Amerikalı erkeklerde, hastalık tanı konulduğunda daha ilerlemiş olur ve bu hastalık sebebiyle ölme ihtimali daha fazladır. Asyalılarda ve Latin erkeklerde, daha az sıklıkta görülür. Bu ırksal ve etnik farklılıkların sebepleri net değildir.
  • Coğrafya: Prostat kanseri, Kuzey Amerika, ve Kuzeybatı Avrupa’ da daha sık görülür. Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika’da görülme sıklığı daha azdır. Bunun sebebi net değildir.
  • Aile hikayesi: Hastalığın bazı ailelerde devamlı görüldüğü belirlenmiştir. Kanser tanısı konulan yakın aile bireylerine (baba veya erkek kardeş) sahip erkeklerin (özellikle yakınları bu hastalığa <55 yaşta yakalanmışsa), kendilerinin de kansere yakalanma ihtimalleri yüksektir. Ailede bir bireyde kanser varsa, diğer bireylerde de kanserin olma riski 2 kat artar; eğer iki veya daha fazla bireyde kanser varsa, bu risk 6-11 kat artar.
  • Beslenme: Bu kanser tipinde beslenme tipinin kesin rol oynadığı net değildir, fakat bazı faktörler araştırılmıştır. Kırmızı et ya da yüksek yağ içeren süt ve süt ürünlerini aşırı miktarda tüketen erkeklerde kansere yakalanma ihtimali daha fazladır. Bu erkekler genellikle aynı zamanda daha az meyve ve sebze yeme eğilimindedirler.

Prostat Kanseri Tanısı ve Teşhisi

Prostat kanseri teşhisi koymanın ya da prostat kanserini belirlemenin birkaç yolu vardır bunlardan bazıları şöyle sıralanır, PRM olarak kısaca adlandırılan parmakla kontrol testidir. Bu işlem sırasında doktor eliyle yüzeysel olarak prostatın şeklini kalınlığını ve sertliğini kontrol eder ancak burada bulunan bulgularda da kişinin yüzde yüz prostat kanseri olduğu söylenemez sadece biraz daha durumu belirginleştirebilir.

  • Parmak ile rektal muayene (prm): Hekim eldiven giyerek parmağını makata yerleştirir. Parmak yordamıyla prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamını inceler. Kanser sert olarak ele gelir. Ancak kanserin kesinliğinden emin olmak için başka tetkiklerin de yapılması gerekir.
  • PSA (Prostata özgü antijen): Prostatın bezinde üretilen ve kanda da bulunan bir proteinin ölçülmesi esasına dayanır. Kanser, enfeksiyon ve iyi huylu prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyleri yükselir. PSA testi kesin kanser tanısı koydurmamakla birlikte hastalığın tanı ve takibinde oldukça önemli bir yere sahiptir.
  • Transrektal ultrasonografi (TRUS): PSA düzeylerinde yükselme kansere özgü olmadığı için genellikle TRUS yapılması gerekmektedir. Bu işlem esnasında hekim, prostatın görüntüsünü yansıtan ağrısız ses dalgaları (ultrason) üreten bir aleti makattan rektuma yerleştirir. Yansıyan ses dalgaları bir ekran vasıtasıyla prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin ayrıntılı görüntüsü hakkında bilgi verir. Bazen hastalığın tanısı konulurken parmakla rektal muayene ve psa testine ilaveten trus’tan yararlanmak gerekebilir.
  • Transrektal ultrsonografik biyopsi (TRUS Bx): Hekim kanserden şüpheleniyorsa, iğne biyopsi yoluyla prostattan ufak bir doku örneği alabilir. Prostat biyopsisi kanserin kesin tanısını koymanın tek yoludur.

Prostat Kanseri Tanısı

Fiziki muayene ve yapılan testler sonucu eğer kanser bulunamazsa doktor büyümüş prostatın sebep olduğu belirtileri azaltmak ve baskılamak için birtakım ilaçlar önerebilir. Cerrahi ile de prostat nedenli belirtiler ortadan kaldırılabilir. Bu tür durumlarda genelde halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen transüretral prostat rezeksiyonu (TUR veya TURP) yapılır.

Kanser bulunursa patolog tarafında tümörün derecesi rapor edilir. Yüksek derece tümörler düşük derece tümörlerden daha hızlı büyür ve yayılırlar. Bir derecelendirme sistemi ile kanser G1’den G4’ e kadar derecelendirilir. Bir başka derecelendirme sistemi ise Gleason skorudur. Gleason skorunda patoloji uzmanı kanser bölgelerinin her birini 1-5 arasında puanlandırırarak en sık iki puanı toplayıp skor hesaplar. Gleason skoru 2-10 arasında değişmektedir.

Erken Teşhis Mümkün Mü?

Kanserli hastalar erken evrede saptanırsa (kanser prostatın dışına yayılmamışsa), uygun ve doğru bir tedavi ile bu hastalıktan kurtulurlar. Bu sebeple, 45 yaş üstü erkeklerde yılda bir kez kontrolden geçilmesi çok büyük önem arz etmektedir.

50 yaşın üzerindeki her erkek en az yılda bir defa makattan parmakla rektal muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır. Bu şekilde henüz belirti vermemiş ve hastada şikayet sebebi olmayan erken evrelerdeki kanser yakalanabilmektedir. Eğer doktor muayene sırasında kanserden şüphelenirse yada PSA değeri yüksek gelirse ileri tetkike başvurur.

Görüntüleme Yöntemleri ve Kanserin Evreleri

Prostat kanserinde tedavinin planlanması amacı ile doktor hastalığın yayılım durumunu yani evresini mutlaka bilmek durumundadır.

Evreleme; tümörün boyutuna, tümörün prostat dışına yayılıp yayılmadığına ve uzak yayılımına göre yapılandırılan bir sistemdir. Kanserin yayılımı kan testleri ve bazı görüntüleme yöntemleri ile belirlenir.

Kanserin yayılımı kan testleri ve bazı görüntüleme yöntemleri ile saptanmaktadır.

Kemik Sintigrafisi: Damar yoluyla vücuda enjekte edilen az miktarda radyoaktif madde kan dolaşımı yolu ile kemiklere ulaşır. Bir makine kemiklerde depolanan radyasyon miktarını ölçer ve yaptığı bu ölçümü bir film haline getirir. Bu resimde kanserin kemiklerdeki yayılım durumu gözlemlenir.

Bilgisayarlı Tomografi: Bir x-ray makinesi ve bilgisayar yardımı ile vücudun iç organları görüntülenir. Bu yöntem daha çok karın bölgesini görüntülemede kullanılır.

Magnetik Rezonans Görüntüleme: Güçlü magnetik dalgalar yayan bir makine ve bilgisayar tarafından vücudun iç organları görüntülenir.

Prostat kanseri evrelemesinde en sık kullanılan evreleme sistemi, Amerika Kanser Ortak Komitesi (AJCC) TNM sınıflamasıdır. Prostat kanseri, evrelemesinde genel olarak biyopsi patolojisi değil ameliyat patolojisi göz önüne alınır.

TNM sınıflamasının modifiye edilen son halinde 5 faktör önemlidir.

T: Prostat kanserinin, prostat içindeki durumunu ortaya koyar. Prostat kanseri prostatın bir tarafını mı tutmuş? Yoksa her iki tarafı da tutmuş mu? Prostat kanseri prostat kapsülünü aşmış mı? Prostat kanseri idrar torbası, kalın bağırsak ya da kaslara geçmiş mi?

N: Prostat kanserinin lenf bezlerine geçip geçmediğini gösterir.

M: Prostat kanserinin, prostattan uzakta bulunan organlara sıçrayıp sıçramadığını gösterir.

PSA: PSA düzeyi 10’un altında mı? 10 ila 20 arasında mı? Yoksa 20’den fazla mı? Bu konu oldukça önemlidir.

Gleason Skor: Prostat kanserinin agresifliğini gösterir. Gleason 6 kanserlerin agresifliği az kanserler iken; Gleason 8,9,10 kanserler oldukça agresif kanserlerdir.

Prostat Kanseri Evreleri Hakkında Bilgi

EVRE 1: Hastanın Evre 1 olabilmesi için PSA değerinin 10’dan küçük ve Gleason skorunun 6 ya da 6’dan daha küçük olması gerekmektedir. Yani;

  • Prostat kanseri, prostatın tek tarafında olan ve prostatın %50’sinden azını kaplayan hastalar
  • TUR-P ameliyatı esnasında beklenmedik şekilde raslantısal olarak prostat kanseri tanısıalan hastalar
  • PSA yüksekliği nedeniyle prostat biyopsisi sonucu prostat kanseri tanısı alan hastalar

EVRE 2 A: Gleason skoru en fazla 7 olan veya PSA’sı 20’nin altında olan hastalar bu gruba girer. Prostat kanseri prostatın sadece bir tarafında vardır. Prostat kanseri prostatı aşıp kapsül dışına çıkmamıştır.
EVRE 2 B: Gleason skoru 8 ve daha fazla olan hastalar ya da PSA’sı 20’den fazla olan hastalar bu gruba girer. Prostat kanseri prostatın her iki tarafında da vardır. Prostat kanseri prostatı aşıp kapsül dışına çıkmamıştır.
EVRE 3:

  • Prostat kanseri prostat kapsülünü aşıp prostat dışına çıkmışsa
  • Prostat kanseri V. seminalis denilen salgı bezlerine geçmişse

EVRE 4:

  • Prostat kanseri idrar torbasına, kalın bağırsağa (rektum), karın ön duvarı veya idrar tutmayı sağlayan kaslara geçmişse
  • Prostat Kanseri lenf bezlerine sıçramışsa
  • Prostat kanseri diğer organlara sıçramışsa (kemik, karaciğer vb.)

Evreleme dışında tedavi öncesinde hastanın yaşına, hastanın şikayetlerine ve hastanın genel sağlık durumuna dikkat edilir. Hastaların şikayetleri herhangi bir evrede başarı ile tedavi edilebilmektedir.

Son evre için ise birçok seçenek mevcuttur. Son evre tedavinin en zor olduğu evredir ve gelişim oldukça hızlıdır.

Prostat Kanseri Tedavisi Nasıldır?

Kanser tanısı konulan hastaların büyük kısmı tedavileri hususunda karar verme aşamasında doğal olarak aktif rol almak istemektedir. Bununla birlikte tanı sonrası şok ve stres talep ettikleri her şeyi hekimlerine danışmalarını zorlaştırmaktadır.

Bazı hastalar bir yakınlarının ya da arkadaşlarının yanlarında olup bu süreçte aktif rol almasını, notlar almasını ya da hekimi dinlemesini talep edebilirler. Hekimler hastayı prostat kanseriyle ilgilenen bir uzmana yönlendirebilirler.

Kanserli prostatın tedavisiyle uğraşan uzmanlar; ürologlar, tıbbi onkologlar ve radyasyon onkologlarıdır. Kanser tanısı olan hastaların çeşitli tedavi alternatifleri mevcuttur. Prostat kanseri tedavi yöntemleri: cerrahi, radyoterapi ve hormon tedavisi olarak sıralanabilir. Kanser tedavisi lokal veya sistemik olabilir.

  • Lokal tedavi: Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavilerdir. Prostat'taki kanserli hücreyi ortadan kaldırmak hedeflenir. Kanser vücudun diğer bölgelerine sıçradığında lokal tedavi özel bölgelerdeki hastalığı kontrol altına almada kullanılır.
  • Sistemik tedavi: Hormon tedavisi sistemik bir tedavidir, hastalığın yayılımını engeller. Tedavi tümörün evresine, hastanın belirti ve genel durumuna göre değişkenlik gösterir. Yan etkiler tedavinin çeşidine ve süresine bağlıdır. Hastalar tedavi planı ve yan etkileri hususunda bilgilendirilmelidir. Ayrıca hastalar tedavi süresince hastanede ne kadar kalacaklarını, ne zaman normal hayatlarına döneceklerini, karşılaşacakları cinsel sorunlar ve idrar yolu problemleri danışabilirler.

Prostat Kanseri Ameliyatı

Prostat kanseri ameliyatı en çok uygulanan cerrahi yöntemdir. Hekim prostatın tamamını veya bir kısmını alabilir. Bazı vakalarda hekim sinir koruyucu yöntemle ameliyatı uygun görebilir. Bu tarz cerrahide ereksiyonu (erkek cinsel organının cinsel birleşmeye uygun hale gelmiş olması) sağlayan sinirler korunabilir.

Prostat kanseri için ana ameliyat tipi radikal prostatektomidir. Bu operasyonda cerrah, tüm prostat bezini ve seminal veziküller de dahil olmak üzere çevresindeki bazı dokuları çıkarır. Peki bu prostat ameliyatı türleri nasıl olur?

Sinirlere çok yakın büyük bir tümör mevcut ise bu yöntem uygun değildir. Her cerrahi yöntemin kendine özgü fayda ve riskleri vardır.

  • Radikal retropubik prostatektomi: Karından bir kesiyle prostat, komşu dokuları ve lenf düğümleri alınır.
  • Radikal perineal prostatektomi: Skrotum (erkek yumurtalıklarının içinde bulunduğu kese) ve anüs arasından bir kesiyle prostatın tamamı çıkartılabilir. Komşu lenf düğümleri hastanın karnından ayrı bir kesiyle çıkartılır.
  • Laparaskopik prostatektomi: Karından küçük kesilerle karın içine ışıklı bir tüp yerleştirilir, prostat ve lenf düğümleri çıkartılır.
  • Transüretral prostat rezeksiyonu (TURP): Üretra (idrar torbasından sonra idrarın çıkışını sağlayan idrar kanalı) yoluyla prostatın bir kısmı alınır. Bu yolla kanserli dokunun tamamı çıkartılamaz, idrarın akışına engel olan dokular alınır.
  • Kriyocerrahi: Bazı kliniklerde uygulanan bir yöntemdir.
  • Pelvik lenfadenektomi: Prostatektomi sırasında rutin olarak yapılmaktadır. Pelvik bölgedeki lenf düğümleri çıkartılıp kanserin yayılımını belirlemek amacıyla incelemeye tabi tutulurlar.

Kanser Tedavisinde Açık Prostat Ameliyatı

Açık prostat ameliyatı, geleneksel bir “açık” cerrahi prosedürdür, bu da cerrahın prostat bezine standart bir cerrahi kesi yoluyla erişmesi anlamına gelir. Çoğu hasta için kesi 4 ila 5 inç uzunluğundadır. Açık prostat ameliyatı sırasında hasta kısa sürelerde anestezi altında kalmaktadır.

Açık prostatektomi için anestezi uzunluğu 2 ila 3 saattir. Açık prostatektomide hastanın hastanede kalış süresi 1½ ila 2 gündür. Hastaların yaklaşık yüzde 85'i mükemmel idrar kontrolüne kavuşur ve dörtte üçü cinsel gücü korur.

Hastanın göbeğinin altından 10 ila 13 santim arasında bir kesi açılır. Bu kesilerden mesane bölgesine ve prostat bölgesine ulaşılır. Bu ameliyat şeklinde prostat kapsülü yerinde bırakılırken yolu tıkayan dokular parmak aracılığı ile dışarı çıkartılır. Bu işlemin sonrasında hastaya sonda yerleştirilerek hasta ameliyattan çıkartılır. Takılan bu sonda hastada ameliyattan sonra 5 ila 7 gün kalır.

Tedavi Sonrası İyileşme Süresi Nasıldır?

Cerrahi sonrası iyileşme her hastada yapılan cerrahi tekniğin türüne göre farklılık göstermektedir. Operasyon sonrası ilk birkaç gün ağrı nedeniyle hastanın ağrı kesici ilaç ihtiyacı olabilir. Operasyon sonrası üretranın iyileşmesi zaman alır. Mesaneden üretraya idrar geçişini sağlamak için bir idrar sondası takılır. Sonda 5 gün ila 21 gün arasında hastaya takılı kalır.

Operasyon sonrası ilk birkaç hafta idrar kaçırma problemi yaşanabilir ancak mesane kontrolü daha sonra yeniden kazanılır. Bazı hastalarda kalıcı impotans (iktidarsızlık) olabilir ve tedavisi için bazı ilaçlara ihtiyaç duyulabilir. Prostat alındığı için meni üretilemez ve hasta çocuk sahibi olamaz. Hastalar cerrahi öncesi hangi yöntemin kendileri için uygun olacağını ve yan etkilerini sorabilirler.