ak
Prof. Dr. Murat Binbay'ı Instagram'da Takip Edin, Güncel İçerikleri Kaçırmayın!
Instagram'da takip et.
Güncel İçerikleri Kaçırma!
Takip Et
0530 100 90 85

Prostat kanseri nedir, prostat kanseri ameliyatı nasıl yapılır, ameliyat sonrası durum nasıl ilerler? Tüm bu sorular yanıtları merak edilen sorulardır. Prostat kanseri oldukça sinsi ilerleyen bir kanser türüdür.

Prostat bezi erkek üreme sisteminin önemli bir parçası olup idrar torbasının altında makatın önünde bulunan ortalama ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Bu bezin tam merkezinden üretra adı verilen işeme kanalı geçer.

Prostat bezi erkeklerde meni salgısının 1/3'ünü oluşturur. Prostatın normal büyüklüğü 20 gramdır. Prostat boyutunun artması prostatta kanser olduğu anlamına gelmez.

Prostat Kanseri Nedir?

Bütün vücut doku hücreleri kendilerini belli bir kontrol mekanizması içinde yenilerler. Böylece hasar gören doku tamir edilip yenilenir. Kontrol dışı kalan ve gerekmediği halde çoğalan hücreler tümör adını verdiğimiz hücre gruplarını oluştururlar.

Bazı tümörler büyümelerine rağmen köken aldıkları dokularla sınırlı kalıp komşu organlara ya da uzak organlara ilerlemezler. Bunlara iyi huylu (selim) tümör denir. Bazıları ise sadece büyümekle kalmaz, komşu organlara yayılma ve onları tahrip etme potansiyeline sahiptirler. Bunlara kötü huylu (habis) tümör ya da kanser denir.

Kanser hücreleri köken aldıkları bölgeden ayrılabilir ve vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Prostat kanseri nedir sorusuna cevap olarak ta söyleyebiliriz ki prostat genellikle dış kabuğundan çıkan habis tümörlerin oluşturduğu kanser türüdür.

Prostat kanserleri erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Dünyada her dokuz erkekten birinde prostat kanseri görülür. Ortalama görülme yaşı 66’dır.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanseri erken dönemde genellikle hiç bir belirti vermez. Prostat kanserinin neden olabileceği belirtiler sıralanacak olursa;

  • Sertleşme bozukluğu
  • Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi
  • Boşalma esnasında ağrı
  • Menide ya da idrarda kan görülmesi
  • İdrar akışında kuvvet azalması
  • Kemik ağrıları (metastatik hastalıkta)
  • İdrar yapma güçlüğü

Prostat Kanseri Neden Olur?

Prostat kanserinin nedenleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı nedenlerin kanser ile bağlantılı olduğu ortaya konmuştur.

Yaş: Kanser, 40 yaş altı erkeklerde çok seyrek görülür. Bir erkek, 50 yaşına geldiğinde, kansere yakalanma ihtimali artar. Kanser tanısı almış 3 hastanın, 2 si 65 yaş üzerindeki erkeklerdir. 60 yaşından küçük erkeklerde prostat kanseri ortaya çıktığında daha agresif seyir gösterir.

Irk: Hastalık Afro-Amerikalı (siyahi) erkeklerde, diğer ırkların erkeklerine kıyasla daha fazladır. Afro-Amerikalı erkeklerde, hastalık tanı konulduğunda daha ilerlemiş olur ve bu hastalık sebebiyle ölme ihtimali daha fazladır. Asyalılarda ve Latin erkeklerde, daha az sıklıkta görülür. Bu ırksal ve etnik farklılıkların sebepleri net değildir.

Coğrafya: Prostat kanseri, Kuzey Amerika, ve Kuzeybatı Avrupa’da daha sık görülür. Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika’da görülme sıklığı daha azdır. Bunun sebebi net değildir.

Aile hikayesi: Hastalığın bazı ailelerde devamlı olarak görüldüğü belirlenmiştir. Kanser tanısı konulan yakın aile bireylerine (dede, amca, baba veya erkek kardeş) sahip erkeklerin (özellikle yakınları bu hastalığa <55 yaşta yakalanmışsa), kendilerinin de kansere yakalanma ihtimalleri yüksektir.

Ailede bir bireyde kanser varsa, diğer bireylerde de kanserin olma riski 2 kat artar; eğer iki veya daha fazla bireyde kanser varsa, bu risk 6-11 kat artar.

Genetik özellikler: Ailesinde prostat kanseri olmayan prostat kanserli erkekler 1/5’inde bazı gen bozukluklarının varlığı saptanmıştır. Özellikle meme kanseriyle ilişkisi gösterilmiş BRCA-2 geni bozukluğunun prostat kanseri ile de ilişkisi gösterildi.

BRCA-2 geninde bozukluk olan erkeklerde prostat kanseri gelişme ihtimali artıyor. Bu erkekler prostat kanseri olursa, prostat kanseri BRCA-2 mutasyonlu erkeklerde çok daha agresif seyrediyor.

Beslenme: Bu kanser tipinde beslenmenin kesin rol oynadığı net değildir. Domates (likopen) yemekle prostat kanserinin ilişkisi yoktur. Proteinden zengin beslenen erkeklerde prostat kanseri daha sık görülür.

Kırmızı et ağırlıklı beslenmek, yağdan zengin beslenmek prostat kanserinin ilişkisi gösterilememiştir (2020 yılı yayınlar). Fito-östrojenlerden zengin beslenen (soya fasulyesi, soya sütü, keten tohumu, tam buğday tanesi, ıspanak, lahana, çilek, elma, kuru üzüm) erkeklerde prostat kanseri daha az görülür.

Aşırı alkol alan kişilerde prostat kanseri ve prostat kanserine bağlı ölüm daha sık görülür. İlginç olan hiç alkol kullanmayan kişilerde de prostat kanseri daha sık görülür. D vitamini düşük olan erkeklerde prostat kanseri daha sık görülür.

E vitamini kullanımı ile prostat kanseri arasında bir ilişki gösterilememiştir. Selenyum eksikliği olan erkeklerde prostat kanseri gelişirse hastalık daha agresif seyir gösterir.

Diğer Sebepler:

Kellik: Bu erkeklerin prostat kanserinden ölme riskleri daha yüksektir.

Bel soğukluğu (gonore enfeksiyonu): Bel soğukluğu enfeksiyonu geçiren erkeklerin prostat kanseri olma ihtimali daha yüksektir.

Gece vardiyasında çalışan erkekler: Bu erkeklerin prostat kanseri olma ihtimali daha yüksektir.

Sigara içenler: Bu erkeklerin prostat kanserinden ölme riskleri daha yüksektir.

Kadminyum ile ilgili işte çalışan erkekler: Elektrik, seramik, pil ve akü sanayisinde çalışan erkeklerde prostat kanseri daha sık gözlenir.

Az boşalan erkekler: Haftada 4 kez boşalan erkeklere göre, haftada 2 veya daha az boşalan erkeklerde prostat kanseri %25 oranında daha sık görülür.

Prostat Kanseri Tanısı ve Teşhisi

Prostat kanserini tedavi edebilmek için kanser daha prostatın içinde sınırlıyken, vücudun hiçbir yerine sıçramadan erken dönemde prostat kanserini yakalamak gerekir.

Prostat kanserinin kesin teşhisi; prostat biyopsisi ile konur. >> muratbinbay.com/prostat-biyopsisi

Günümüzde hiçbir kan tahlili, genetik test, görüntüleme yöntemi (ultrason, MR, PET) bir erkekteki prostata sınırlı bir kanseri kesin olarak söyleyemez. Bu yüzden üroloji uzmanı olarak bize başvuran 50 yaşının üzerindeki her erkeği potansiyel bir prostat kanseri hastası olarak düşünür, bazı tetkikler ve muayene yaparız.

Tecrübemizle birlikte tüm sonuçları değerlendirir, prostat kanseri açısından riskli gördüğümüz erkeklere prostat biyopsisi yapılmasını öneririz.

Prostat kanserinde tedavi seçenekleri ve tedavi süreci ile ilgili detaylı bilgi için >> muratbinbay.com/prostat-kanseri-tedavi-sureci

Tanı ve Tetkik Uygulamaları

Aşağıda yaptığımız muayene ve tetkikler sonucu hangi erkeğe prostat biyopsisi yapacağımıza karar veriyoruz.

Parmak ile rektal muayene (PRM): Hekim eldiven giyerek parmağını makata yerleştirir. Parmak yordamıyla prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamını inceler. Eğer hekim muayene sırasında prostatın içinde bir sertlik hissederse, prostat kanserinden şüphelenir ve diğer tahliller nasıl olursa olsun hastaya prostat biyopsisi önerilir.

Nadiren muayene sırasında ele gelen bu sertlik prostat taşı veya prostatın granülamatöz infeksiyonuna bağlı oluşabilir. Kilolu erkeklerde, prostatı çok büyük olan erkeklerde veya hemoroid, fissür, anal sfiinkter darlığı olan erkeklerde fizik muayene ideal bir şekilde yapılamayabilir.

A- Kandan bakılan Testler:

PSA (Prostata Özgü Antijen): Prostat bezinde üretilen ve kanda da saptanabilen bir proteinin ölçülmesi esasına dayanır. Kanser, enfeksiyon ve iyi huylu prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyleri yükselir. PSA testi kesin kanser tanısı koydurmaz, sadece prostat kanseri riskini gösterir.

Her 4 prostat kanserli hastanın 1’inde PSA düzeyleri normal sınırlardadır. PSA değeri 10’un üzerinde olan bir hastaya mutlaka prostat biyopsisi yapılmalıdır. PSA testi, kanser hastalarının takibinde daha önemli bir yere sahiptir. Total PSA, serbest PSA, proPSA gibi farklı PSA formları vardır.

Bir erkekte prostat kanseri araştırmasını sadece PSA ve parmakla muayene yöntemini kullanırsak; kanser hastalarının %25’ini kaçırabiliriz. Üstelik birçok erkeğe de gereksiz prostat biyopsisi yaparız. Aşağıdaki testleri kullanırsak prostat kanseri hastalarının %95’ini yakalarız ve gereksiz prostat biyopsisi yapılma şansı azalır. Aşağıdaki bu testler ülkemizde sınırlı merkezlerde mevcuttur.

Prostat Sağlık İndeksi ve 4K testi: Bu testler PSA’ nın daha alt parçalarından üretilmiş, prostat kanseri riskini PSA’ ya göre çok daha iyi belirleyen testlerdir. Her iki testte koldan alınan kandan bakılır. Prostat Sağlık İndeksi ve 4K testinin etkinliği birbirine benzerdir.

B- İdrardan bakılan genetik tabanlı testler:

Prostat kanseri geni 3 (PCA3): Prostat masajı sonrası alınan idrardan PCA 3 mikroRNA bakılmasına dayanan bir testtir. PSA sı yüksek olan bir kişide PCA3 testi negatif gelirse, o kişide %91 oranında prostat kanseri yoktur.

Select MDx: Prostat masajı sonrası alınan idrardan HOXC6 ve DLX1 mikroRNA bakılmasına dayanan bir testtir.

Mi Prostat Skoru: TMPRSS2-ERG gen füzyonu, prostat kanserli hastaların %50’sinde bulunur. Prostat masajı sonrası alınan idrarda TMPRSS2-ERG gen füzyonu varsa; PCA3 ve kandan PSA değeri ile özel bir hesaplama yapılır. Bu sonuca Mi Prostat Skoru denir.

EkoDx: İdrarda prostat kanseri hücrelerinden dökülen eksomları inceleyen bir testtir. EkoDx test sonucu + olan hastalarda agresif kanser çıkma olasılığı daha yüksektir.

Multiparametrik Prostat MR: Günümüzde 3 Tesla kuvvete sahip MR cihazları tarafından yapılması gereken görüntüleme testidir. Prostat dokusu içindeki kanser odaklarını belirlemek standart yöntemlerle (ultrason, BT veya eski tip MR cihazları) mümkün değildir.

Yeni tip MR lar ile prostat ayrıntılı bir şekilde taranır. Prostat içindeki şüpheli alanlar kanser ihtimaline göre PI-RADS sistemi kullanılarak 1den 5 e kadar derecelendirilir. PI-RADS 4 ve PI-RADS 5 olarak değerlendirilen hastalara biyopsi yapılması gerekir. MR ı okuyan radyoloğun prostat MR ı okumadaki tecrübesi çok önemlidir. Aksi takdirde MR sonucuna göre size gereksiz biyopsi yapılabilir. Multiparametrik MR agresif kanserleri çok küçük boyutlarda bile iyi oranda yakalarken, agresif olmayan kanserleri göstermeyebilir.

Kan PSA testleri, fizik muayene, multiparametrik MR; gerektiğinde ileri genetik testler yapılıp, tecrübeli bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilir. Eğer prostat kanseri açısından riskli görülürseniz, size prostat biyopsisi yapılmasına karar verilir. Unutmayın prostat kanseri tanısı prostat biyopsisi ile konur.

Transrektal ultrasonografi (TRUS) eşliğinde prostat biyopsisi: Multiparametrik MR cihazlarını kullanmadan önce yaptığımız ESKİ tip biyopsilerdir. Bu işlem esnasında hekim, prostatın görüntüsünü yansıtan ağrısız ses dalgaları (ultrason) üreten bir aleti makattan rektuma yerleştirir. Yansıyan ses dalgaları bir ekran vasıtasıyla prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin görüntüsü hakkında bilgi verir. Prostat kanserli alanları bize doğru olarak göstermez. Bu tip biyopside prostatın 12 farklı bölgesinden rastgele parça alınır. Bu parçalar iğne biyopsisi ile alınır.

MR füzyon prostat biyopsisi: Yeni tip prostat biyopsileri MR görüntüleri kullanılarak yapılmaktadır. Prostattan rastgele parçalar almak yerine MR da belirlenmiş noktalardan hedefleme yapılarak prostat biyopsisi yapılır. Bu tip biyopsiler ile %35 oranında daha doğru tanı konur.

Prostat Kanseri Tanısı

Prostat biyopsisi sonucu kanser olarak gelmişse, patologlar bunu rapor eder. Prostat kanserlerinin %90’ı adenokanser adı verilen prostatın salgı bezlerinden gelişen kanser tipidir. Prostat adenokanserlerinin farklı agresif tipleri vardır.

Kanserin agresifliliğini belirtmek için Gleason derecelendirmesi adı verilen bir sınıflama kullanılır. En agresif tümörler 5 en az agresif tümörler 3 olarak sınıflandırılır (2020 yılı). Prostatta en çok görülen 2 agresif tip toplanarak Gleason skor adı verilen bir sonuca ulaşılır. Gleason skor 8, 9, 10 çok agresif kanseri işaret eder.

Son yıllarda uluslarası patoloji derneği ISUP sınıflaması adı verilen yeni bir sınıflama kullanmaya başladı. Bu sınıflamaya göre prostat kanserinin agresifliği 1 den 5 e kadar sınıflanır. Hastaya ekstra skor verilmez. 1 düşük agresif kanseri, 5 yüksek agresif kanseri işaret eder. Önümüzdeki günlerde bu sınıflama Gleason skorlama sisteminin yerini alacak gibi durmaktadır.

Görüntüleme Yöntemleri ve Kanserin Evreleri

Prostat kanserinde tedavinin planlanması amacı ile doktor hastalığın yayılım durumunu yani evresini mutlaka bilmek durumundadır.

Evreleme; tümörün boyutuna, tümörün prostat dışına çıkıp çıkmadığı ve uzak yerlere sıçramasına göre yapılandırılan bir sistemdir. Kanserin yayılımı bazı görüntüleme yöntemleri ile belirlenir.

Magnetik Rezonans Görüntüleme: Güçlü mıknatıs dalgaları yayan bir makine ve bilgisayar tarafından vücudun iç organları görüntülenir.MR da radyasyon yoktur. Özellikle difüzyon tip MR ile prostat dışı bölgesel lenf nodları incelenir. Eğer prostat kanseri prostat dışına bariz bir şekilde çıkmışsa veya çevre organlara doğru yayılmışsa MR incelemesi ile tespit edilir.

Kemik Sintigrafisi: Damar yoluyla vücuda enjekte edilen az miktarda radyoaktif madde kan dolaşımı yolu ile kemiklere ulaşır. Bir makine kemiklerde depolanan radyasyon miktarını ölçer ve yaptığı bu ölçümü bir film haline getirir. Bu resimde kanserin kemiklerdeki yayılım durumu gözlemlenir. Kemik sintigrafisi prostat kanserinin sadece kemiklere metastaz yapıp yapmadığını gösterebilir. Vücudun diğer organlarındaki metastazları göstermez. Kemik sintigrafisinde şüpheli alanlar saptandığında o bölgenin MR ı çekilip, metastaz araştırması yapılır.

Galyum 68 PSMA PET tarama: Prostat kanseri hücrelerine yapışan özel bir maddenin vücuttaki dağılımını araştıran incelemedir. Hasta bu inceleme ile radyasyon alır. Prostat kanserinin vücutta nereye dağıldığını en iyi gösteren yöntemdir. Günümüzde Gleason skoru 7 ve üstü olan prostat kanserli hastalara tedaviye karar vermeden önce rutin olarak yapılmaktadır.

Prostat kanserinin vücutta ne derece yayılım gösterdiğini anlamamızı sağlayan PSMA PET taraması hakkında detaylı bilgi için ilgili yazımızı inceleyebilirsiniz. >> muratbinbay.com/PSMA-PET

Prostat kanseri evrelemesinde en sık kullanılan evreleme sistemi, Amerika Kanser Ortak Komitesi (AJCC) TNM sınıflamasıdır. Prostat kanseri, evrelemesinde genel olarak biyopsi patolojisi değil ameliyat patolojisi göz önüne alınır.

TNM sınıflamasının modifiye edilen son halinde 5 faktör önemlidir.

T: Prostat kanserinin, prostat içindeki durumunu ortaya koyar. Prostat kanseri prostatın bir tarafını mı tutmuş? Yoksa her iki tarafı da tutmuş mu? Prostat kanseri prostat kapsülünü aşmış mı? Prostat kanseri idrar torbası, kalın bağırsak ya da kaslara geçmiş mi?

N: Prostat kanserinin lenf bezlerine geçip geçmediğini gösterir.

M: Prostat kanserinin, prostattan uzakta bulunan organlara sıçrayıp sıçramadığını gösterir.

Prostat Kanseri Evreleri Hakkında Bilgi

EVRE 1: Hastanın Evre 1 olabilmesi için prostat kanserinin prostata sınırlı olması gerekir.

> İyi huylu prostat büyümesi düşünülerek yapılan TUR-P ameliyatından alınan parçalarda beklenmedik şekilde prostat kanseri tanısı alan hastalar

> Muayenede ele gelen sertlik olmamasına rağmen, PSA yüksekliği nedeniyle yapılan prostat biyopsisi sonucu prostat kanseri tanısı alan hastalar

EVRE 2A: Gleason skoru en fazla 7 olan veya PSA’sı 20’nin altında olan hastalar bu gruba girer. Prostat kanseri prostatın sadece bir tarafında vardır. Prostat kanseri prostatı aşıp kapsül dışına çıkmamıştır.

EVRE 2 B: Gleason skoru 8 ve daha fazla olan hastalar ya da PSA’sı 20’den fazla olan hastalar bu gruba girer. Prostat kanseri prostatın her iki tarafında da vardır. Prostat kanseri prostatı aşıp kapsül dışına çıkmamıştır.

EVRE 3:

> Prostat kanseri prostat kapsülünü aşıp prostat dışına çıkmışsa

> Prostat kanseri V. seminalis denilen salgı bezlerine geçmişse

EVRE 4:

> Prostat kanseri idrar torbasına, kalın bağırsağa (rektum), karın ön duvarı veya idrar tutmayı sağlayan kaslara geçmişse

> Prostat Kanseri lenf bezlerine sıçramışsa

> Prostat kanseri diğer organlara sıçramışsa (kemik, karaciğer vb.)

Erken Teşhis Mümkün Mü?

Kanserli hastalar erken evrede saptanırsa (kanser prostatın dışına yayılmamışsa), uygun ve doğru bir tedavi ile bu hastalıktan kurtulurlar. Bu sebeple, 50 yaş üstü erkeklerde yılda bir kez kontrolden geçilmesi çok büyük önem arz etmektedir.

50 yaşın üzerindeki her erkek en az yılda bir defa makattan parmakla rektal muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır. Bu şekilde henüz belirti vermemiş ve hastada şikayet sebebi olmayan erken evrelerdeki kanser yakalanabilmektedir.

Ailesinde prostat kanserli erkekler olan, siyahi ırk erkekleri, BRCA2 geni + olan erkekler prostat kanseri taramasına 45 yaşından sonra başlamalıdır. Prostat kanseri taramaları sayesinde prostat kanserinden ölen erkeklerin sayısı son 20 yılda azalmıştır.

Gelişen teknoloji ve imkanlarla birlikte prostat kanserinde etkili tedavi yöntemleri geliştirilmiş ve hastalara büyük kolaylıklar sağlanmıştır. Bu kanser artık yüksek oranda ölümcül olmaktan çıkmış ve verimli bir tedavi süreci ile kontrol altına alınabilmektedir.

Prostat kanserinin tedavisi ile ilgili detaylı bilgiye ilgili içeriğimizden ulaşabilirsiniz. >> muratbinbay.com/prostat-kanseri-tedavi-süreci


Sosyal Medyada Paylaş