ak
Prof. Dr. Murat Binbay'ı Instagram'da Takip Edin, Güncel İçerikleri Kaçırmayın!
Instagram'da takip et.
Güncel İçerikleri Kaçırma!
Takip Et
0530 100 90 85

Testis kanseri, erkeklerde penisin altında bulunan deri torbası olan skrotumun içindeki testislerde oluşur. Testislerin 2 önemli fonksiyonu vardır; erkeklik hormonu salgılamak ve sperm üretimini sağlamak.

Testis kanseri, testislerde bulunan hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalır ve vücudun başka kısımlarına sıçrama eğilimi göstermesi ile oluşur. Kontrolsüz çoğalan bu testis hücrelerinin acilen vücut dışına çıkarılması gerekir.

Nadir görülen bir kanser türü olan testis kanseri, her yıl ortalama olarak 100.000 erkekten sadece 3'ünde görülür. Görülme sıklığı düşük olsa da testis tümörü 20-34 yaşlardaki erkek bireylerde en sık görülen kanserdir.

Testis kanseri, kanser testisin ötesine yayıldığında bile oldukça tedavi edilebilir bir hastalıktır. Testis kanserinin türüne ve aşamasına bağlı olarak, birkaç tedaviden birini veya bunların bir kombinasyonunu alabilirsiniz.

Testis Kanseri Belirtileri Nelerdir?

En bilinen testis kanseri belirtisi, testisin bir kısmında ağrısız yumru ya da şişlik görülmesidir. Ancak buradaki her yumru ya da şişlik testis kanseri işareti olmayabilir.

Testislerde oluşan kanser hücreleri yayılma ve metastaz riski gösterebileceği için her hangi bir semptoma rastlama durumunda mutlaka bir uzman ürologa tedavi olmalısıınız. 

Testis kanseri belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • Her iki testiste de yumru veya genişleme (testislerin anormal boyutta olması)
  • Skrotumda (testislerin bulunduğu torba) ağırlık hissi
  • Karın veya kasıkta donuk bir ağrı
  • Skrotumda ani sıvı toplanması
  • Testis ağrısı veya skrotum ağrısı
  • Göğüslerin genişlemesi veya hassasiyeti
  • Sırt ağrısı

Testis kanseri tanısı genellikle sadece bir testise konur.

Testis Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Testis kanserinin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir.

Sağlıklı hücreler, vücudunuzun normal çalışmasını sağlamak için düzenli bir şekilde büyür ve bölünür. Ancak bazen bazı hücreler anormallikler geliştirerek bu büyümenin kontrolden çıkmasına neden olur. Bu kanser hücreleri yeni hücrelere ihtiyaç duyulmadığında bile bölünmeye devam eder. Biriken hücreler testiste bir kitle oluşturur.

Hemen hemen tüm testis kanserleri germ hücrelerinde başlar. Germ hücreleri, testislerdeki olgunlaşmamış sperm üreten hücrelerdir.

Bazı risk faktörlerinin testis kanseri ile ilişkili olduğu bilinir.

Risk Faktörleri

Testislerde kanser hücreleri oluşumuna neden olabilecek risk faktörleri şunlardır:

İnmemiş Testis (Kriptorşidizm)

Testisler, fetal gelişim sırasında karın bölgesinde oluşur ve genellikle doğumdan önce skrotuma iner. İnmemiş testisi bulunan erkek çocuklar kanser riski altındadır. Testis, cerrahi işlem ile skrotuma yerleştirilmiş olsa bile kanser oluşma riski yüksektir.

İçerik Önerisi: İnmemiş Testis

Testislerin Anormal Gelişimi

Testislerin anormal gelişmesine neden olan durumlar, testis kanseri riskini artırabilir.

Aile Öyküsü

Aile üyelerinden birinde testis kanseri hikayesi olan kişilerde kanser görülme riski artmaktadır.

Yaş

Testis kanseri özellikle 15-35 yaş arası erkekleri etkiler. Ancak, her yaşta ortaya çıkabilir.

Irk

Testis kanseri, beyaz erkekler arasında siyah erkeklerden daha fazla yaygındır.

Testis Kanserini Önleme

Testis tümörleri oluşumunu önlemenin bilinen bir yolu yoktur.

Bazı doktorlar testis kanseri tanısı koymak için düzenli olarak kendi kendine fizik muayene önermektedir.

Kendi kendine testis muayenesi yapmak için, sıcak bir duş sonrasında testislerinizi baş parmaklarınız ve işaret parmaklarınız arasında hafifçe yuvarlayın. Bu kontrol esnasında bir testisinizin diğerinden çok az büyük olduğunu farkedebilirsiniz. Bu gayet normaldir. Bunun dışında anormal bir büyüme yada kitle hissettiğinizde mutlaka bir üroloji uzmanına başvurun.

Testis Kanseri Evreleri

EVRE 1: Testis kanseri testis içinde sınırlıdır.
> Evre 1a: Testis kanseri testis ve epididime sınırlı; Lenfovasküler invazyon yoktur.
> Evre 1b: Testis kanseri testis ve epididimi aşmış veya lenfovasküler invazyon vardır.
> Evre 1s: Testis kanseri çıkarılmış, herhangi bir yerde metastaz saptanmamasına karşın kanda tümör belirteçlerinin yüksek olması (AFP, beta-HCG, LDH)

EVRE 2: Karındaki (Retroperitoneal) lenf bezlerinde testis kanseri metastazları olması ve kanda testis kanseri belirteçlerinin çok yüksek olmaması durumu. (AFP<1000, beta-HCG<5000, LDH<1.5 kat)
> Evre 2a: Retroperitoneal lenf bezleri 2 cm’den küçüktür. (sayısı önemli değil)
> Evre 2b: Retroperitoneal lenf bezleri 2 cm’den büyük fakat 5 cm’den küçüktür. (sayısı önemli değil)
> Evre 2c: Retroperitoneal lenf bezleri 5 cm’den büyüktür. (sayısı önemli değil)

EVRE 3: Uzak bölgedeki lenf bezlerinde/organlarda testis kanseri metastazı veya kanda testis kanseri belirteçlerinin çok yüksek olması durumu.
> Evre 3a: Uzak bölge lenf bezlerinde veya akciğerde testis kanseri metastazı vardır. Fakat kanda testis kanseri belirteçleri çok yüksek değildir.
> Evre 3b: Kanda testis kanseri belirteçleri çok yüksektür. (AFP:1000-10.000; beta-HCG:5000-50.000, LDH: 1.5-10 kat yüksek)
> Evre 3c: Testis  kanserinin akciğer dışı organlara yayılması veya  kanda testis kanseri belirteçlerinin ultra yüksek olması durumudur. (AFP:>10.000; beta-HCG:>50.000, LDH: >10 kat yüksek)

Testis Kanseri Yaşam Süresi

Testis kanserinde dünya genelinde %90'ların üzerinde başarılı tedaviler uygulanmaktadır. Bu sebepledir ki testis kanserinde yaşam süresi diğer kanserlere kıyasla oldukça yüz güldürücüdür.

Kabaca bir oran vermek gerekirse; tanı konmuş vakaların %5’inden daha azında hayat kaybı yaşanmaktadır.

Kanser hastaları için yaşam beklentisi istatistikleri genel olarak 5 yıl için verilir. 5 yılı aşan hastaların bu hastalıktan kurtuldukları düşünülür. ABD’deki 2017 verilerine göre; Evre 1’deki testis kanserli hastaların 5 yıllık yaşam beklentisi %99; Evre 2’deki hastaların %96; Evre 3'tekilerin ise %73 olarak hesaplanmaktadır.

Kanserin tipi ve tümör belirteçlerinin seviyesi de yaşam süresini etkileyebilen faktörlerdir.

Testislerde Görülen Kanserlerin Tipleri

Testis kanserlerinin büyük çoğunluğu sperm üreten germ hücrelerinde gelişir. “Seminom” ve “Seminom dışı - nonseminom” olmak üzere iki tür germ hücreli tümör vardır.

Seminom

Testise sınırlı kanser: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Eğer hastanın testis kanseri >4 cm ise veya patoloji sonucu “rete testis invazyonu var” derse hastaya ek olan 1 kür kemoterapi uygulanır.

Karında lenf nodlarının olduğu testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Hastanın karnına hokey sopası şeklinde radyoterapi uygulanır veya hastaya 3 kür kemoterapi verilir.

Akciğer metastazı olan testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Hastaya 3 kür kemoterapi verilir.

Akciğer dışı organ metastazları olan testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Hastaya 4 kür kemoterapi verilir.

Non-Seminom

Testise sınırlı kanser: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Eğer hastanın patoloji sonucu “vasküler invazyonu var” derse hastaya ek olan 1 kür kemoterapi uygulanır (Eskiden bu hastalara 2 kür kemoterapi öneriliyordu).

Karında lenf nodlarının olduğu testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Hastaya 3 kür kemoterapi verilir.

Akciğer metastazı olan testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Eğer kandaki testis kanseri markerları çok yüksekse hastaya 4 kür; çok yüksek değilse 3 kür kemoterapi verilir.

Akciğer dışı organ metastazları olan testis kanseri: Hastanın testis kanseri (yumurtalığı) acil olarak kasıktan yapılan bir kesiyle çıkarılır. Hastaya 4 kür kemoterapi verilir.

Hastaların bir kısmında verilen kemoterapi sonrası vücudun çeşitli yerlerinde nüksler olabilir, bu durumda hastayı ameliyat edip kalan testis kanseri dokularını temizlemek veya ikinci düzey bir kemoterapi seansı düzenlemek gerekebilir.

Testis Kanserinde Tedavi

Testis kanserinde tedavi, ilk olarak kanserli testisin (yumurtalık) acilen alınmasıyla başlar. Testis kanseri şüphesinde bile, testis mutlaka kasıktan çıkarılmalıdır. Bu işleme radikal orchiektomi denilir.

Çıkarılan testis patoloji laboratuvarında incelenir ve kanser tipi belirlenir. Verilecek ek tedaviler; testis kanser tipine, testis kanser yaygınlığına ve tedaviye cevaba göre değişiklik gösterir.

Radikal orchiektominin ardından evrelere göre tedavi uygulanır. Eğer hastalık yayılım yok ve kanser sadece karın alt bölgesi ve testislerde ise radyoterapi uygulanır. Bu yöntemde yan etkiler mide bulantısı sac dökülmesi ve halsizlik gibi klasik radyoterapi etkileridir.

Hastalık ikinci evrede ise bunun bir diğer adı ise seminom olmayan uzak organlara yayılımı olmamış kanserdir. Kısa süreli kemoterapi uygulanılarak hastalık tedavi edilebilir. Bu durumda da yan etkiler saç dökülmesi, bulantı, halsizlik, zayıflık, iştahsızlık ve iktidarsızlık gibi bilinen kemoterapi etkileridir.

Üçüncü evrede ise yani kanserin uzak bölgelere ve hatta akciğere yayılmış halinde ise gene kemoterapi kullanılır ancak daha zor, daha fazla ve daha uzun vakit alan bir işlem gerçekleştirilir. Yan etkilerinde ise gene saç dökülmesi, iştahsızlık, mide bulantısı, kusma, halsizlik gibi etkiler görülür.

Tüm bu tedavilere cevap alınamazsa ya da kanser küçülmesine rağmen tekrar büyüme gösterirse RPLND olarak kısaltılan Retro Peritoneal Lenf Nodu Diseksiyonu ameliyatı uygulanmak zorundadır. Bu ameliyat oldukça tehlikelidir. Ve işinin ehli biri yapmalıdır çünkü bu yöntemle hayati damarlar etrafında operasyonlar yapılır, ameliyata üroloji bölümü hariç damar cerrahide katılmalıdır. Ameliyat sonrasında hastalık büyük ölçüde engellense de bazen farklı sonuçlarda vermektedir.

Testis Kanseri Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Cinsel Yaşam

Testislerde oluşan kanserlerin tedavisinde uygulanan ameliyat sonrasında en riskli etmen kanamadır. Açık cerrahiye kıyasla robotik cerrahi ile testis kanseri ameliyatı sonrasında kanama olmamaktadır.

Ameliyat sonrası hastanın bağırsak hareketlerinin geri dönmesi zaman alabilmektedir.

Hasta ameliyat sonrasında bir iki gün gaz çıkaramayabilir ancak bağırsaklarda her hangi bir yaralanma yoksa bu durum kısa sürede kendini toparlayabilmektedir.

Hasta genellikle ameliyat sonrası 3. gün taburcu edilir.

Özellikle sol taraflı testis tümörlerinde ameliyat yaparken sempatik zincir denilen bir ana sinir sistemine lenf bezleri yapışık olabilmektedir. Bu lenf bezlerini aort etrafından ayırırken bu sinirlerde zarar görebilmektedir.

Bu sinirlerin en önemli fonksiyonu orgazm hissi ve boşalma üzerinedir. Bu sinirler zarar gördüğü zaman anejekülasyon dediğimiz boşalma fonksiyonun olmaması gibi bir sorun ortaya çıkmaktadır. Hastanın sertleşme problemi yaşamamasına rağmen boşalma fonksiyonları kaybolmaktadır.

Testis Kanserinde Kemoterapi

Testis kanseri ileri evrelerde olsa dahi kemoterapi ile tamamen tedavi edilebilen (kür sağlanabilen) kanserlerin başında gelir. Testis kanserlerinde kemoterapi oldukça etkilidir ve erken evredeki hastaların tamamına yakını, ileri evredeki hastaların büyük bir kısmı kemoterapi ile tamamen iyileşebilmektedir.

Tüm kanserlerde olduğu gibi testis kanserlerinde de kemoterapi verilmesi iki amaç ile olmaktadır. Bunlardan birincisi ameliyat sonrası koruyucu amaç iledir. Diğeri ise yaygın evre hastalığın tedavisi amacıyladır.

Testis kanserinin tedavisi ameliyat ile başlar. Hastalıklı testisin ameliyat ile tamamen alınması sonrası hasta kemoterapi için değerlendirilir.

Ameliyat sonrası tedavinin devamına hastalığın çeşidi (patoloji ile belirlenir, seminom/non-seminom olarak ikiye ayrılır), evresi, kan tetkiklerindeki tümör belirteçlerinin durumu (beta-HCG, AFP, LDH), filmlerdeki hastalığın yaygınlığına göre karar verilir.

Eğer ameliyat sonrası kan ve filmlerde her şey normal ise verilebilecek tedavinin ismi adjuvan kemoterapidir. Adjuvan, yani koruyucu kemoterapinin amacı hastalığın geriye gelmesini engellemek içindir. Ameliyat ile tümör tamamen alınsa bile erken evredeki hastalarda bile hastalığın nüks etme ihtimali mevcuttur. Bunun nedeni vücutta mevcut olan kanser hücreleri büyümesidir.

Adjuvan, koruyucu, amaç ile verilen tedavinin çeşidi hastalığın çeşidine göre belirlenmektedir. Seminom ise karboplatin isimli kemoterapi ilacı, non-seminom ise BEP isimli kemoterapi rejimi adjuvan amaçla kullanılmaktadır.

Seminom için adjuvan/koruyucu tedavi:
Erken evre için seminom çeşitli testis kanserinin koruyucu tedavisinde üç yöntem kullanılabilmektedir.

  1. Karboplatin isimli kemoterapi ilacının bir veya iki kür şeklinde üç haftada bir gün uygulanması
  2. Radyoterapi
  3. Tedavisiz izlem

Her üç yöntemle de başarı %100’e yakındır. Tedavi şekli yan etkiler değerlendirilerek karar verilir. Hem yan etkilerinin azlığı hem de uygulama kolaylığı nedeniyle karboplatin seçilebilecek tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir.

Non-Seminom için adjuvan/koruyucu tedavi
Seminom dışı testis tümörlerinin adjuvan/koruyucu tedavisinde kullanılacak yöntem BEP rejimidir. Bir veya 2 kür uygulanabilmektedir.

Bölgesel veya uzak metastazlı hastalar için (seminom ve non-seminom)
Kandaki tümör testlerinde yükseklik var ve/veya filmlerde kitle görünüyor ise o zaman tedavi edici amaç ile kemoterapi verilmesi gündeme gelecektir. Bu amaçla verilecek kemoterapi seminom ve non-seminom için BEP kemoterapisidir. Genellikle üç kür şeklinde verilmektedir.

BEP, kullanılan kemoterapi ilaçlarının ilk harflerini temsil etmektedir:

  • Bleomycin
  • Etoposide
  • CisPlatin isimli ilaçları içermektedir

Tedavi nasıl verilir?

BEP kemoterapisi hastanede, alanında uzman ekip tarafından verilmesi gerekmektedir. Bu medikal (tıbbi) onkoloji kliniklerinde verilmesi şart olan bir tedavidir. Her kemoterapi döneminde kan tetkikleri yaptırılmalıdır. Bunlar içinde kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını içeren biyokimyasal testler ve en önemlisi tümör markerleridir. Kemoterapi süresince tümör markerlerinin seviyesinin düşmesi takip edilmelidir. Eğer düşme uygun bir hız ile olmuyor ise o zaman kemoterapi ilaçları gözden geçirilmeli, gerekir ise değiştirilmelidir. Ancak bu nadir görülen bir durumdur.

Kan testleri ile birlikte takip eden hekim kemoterapi öncesi hastayı değerlendirir. Kalp, akciğer, böbrek fonksiyonları, ilave hastalıklar, kullanılan ilaçlar gözden geçirilir. Testler ve muayeneler normal ise tedaviye geçilir.

Hekim tarafından kemoterapi ilaçlarının dozları belirlendikten sonra hasta kemoterapi salonuna alınır.

Hemşire kolunuza veya elinize esnek bir tüp yerleştirir (kanül) ve ilaçlar buradan verilir.

Her kemoterapi öncesi tüm hastalara hazırlık serumu verilir. Bu serum içinde bulantı için ilaçlar, alerji ilaçları gibi hazırlık ilaçları bulunur. Kemoterapi ilaçları bir serum içine konularak hekimin belirlediği sıra ve sürede verilir. Cisplatin (Sisplatin) verilmesinin öncesinde ve sonrasında böbreklerin normal çalışmaya devam etmesi için bol miktarda sıvı verilir.

Tedavi ne sıklıkla verilir?

Tedavi 21 günlük periyotlarda verilir. Tedavinin verilme şekli ekli Grafikte görülmektedir. Bleomisin 1., 8. ve 15. günlerde verilmektedir. Bleomisinin tek başına verildiği günlerde (8. ve 15. gün)  tedavi 30 dk sürmektedir. Etoposid ve Cisplatin ise 1., 2., 3., 4. ve 5. günlerde verilmektedir. Bu günlerde tedavi 5 saat sürmektedir. Bunun tamamı bir kürlük tedavisidir. Yani hasta bir kürde 7 gün tedaviye girmektedir.

BEP kemoterapisi yan etkileri nelerdir?

Her insanın kemoterapiye cevabı farklıdır. Bazıları çok az yan etki yaşarken diğerleri çok fazla yaşayabilirler. Aşağıda tanımlanan yan etkiler BEP kemoterapisi alan herkesi etkilemeyebilir. Hastaların çok az bir kısmında görülmektedir. Hastaların tamamına yakını çok az yan etki ile tedaviyi tamamlamaktadır. Yan etkilerin yönetiminde hekiminiz ile yakın irtibatta olmanız önemlidir.

  • Enfeksiyona karşı düşük direnç

BEP kemik iliğinde üretilen beyaz kan hücrelerinin üretimini azaltabilir. Bu da sizi enfeksiyona hassas hale getirir. Bu etki ilaç verildikten 7 gün sonra başlayabilir, sizin enfeksiyona karşı direncinize bağlı olarak 10-14 gün sonra en düşük seviyeye iner. Bir sonraki kürden önce kan hücreleri tekrar çoğalır ve genellikle normal seviyesine çıkar.

  • Ateşiniz 38ºC'nin üzerine çıkarsa, üşüme-titreme aniden başlar ise
  • Normal ateşle bile olsa, aniden kendinizi kötü hissederseniz hemen danışın veya doğruca hastaneye gidin.

Kemoterapiden önce beyaz kan hücre sayınızın normal seviyeye gelmiş olduğundan emin olabilmek için kan testi yapılır. Nadiren kan değerleriniz düşükse tedaviyi ertelemek gerekebilir.

Beyaz kan hücresi sayısının daha fazla düşmesini engellemek için G-CSF iğnesi yapılabilir. G-CSF deri altına enjekte edilir. Doktorunuzun belirlediği gün kadar yapılır. Bu iğne vücut ağrısı yapabilir. Bazen şiddetli de olabilir. Gerektiğinde ağrı kesiciler alabilirsiniz.

  • Morarma veya kanama

BEP trombosit (kanın pıhtılaşmasını sağlar) sayısının düşmesine neden olabilir. Tanımlayamadığınız morarmalar, kanamalar-burun kanamaları gibi-, kırmızı lekeler, deride kızarıklıklar veya dişeti kanamaları varsa bildirin.

  • Anemi, kansızlık (düşük kırmızı kan hücresi sayısı)

BEP tedavisi görürken kansız olabilirsiniz. Bu sizin yorgun hissetmenize neden olur. Gerektiğinde kan transfüzyonu yapılabilir. Ancak kan yükseltici iğneler (eritropoietin) kullanılmamalıdır.

  • Bulantı ve kusma

Bulantı ve kusmayı önlemek için çok etkili bulantı önleyici ilaçlar veriyoruz. Bu ilaçları bulantınız olmadığında bile tarife uygun bir şekilde almanız çok önemlidir. Bunun nedeni bazı bulantı önleyici ilaçların bulantıyı başlamadan engellemede daha başarılı olmalarıdır. Eğer bulantınız kontrol altına alınmadıysa bildirin. Böylece daha etkili ilaç yazabiliriz. Bazı bulantı önleyici ilaçlar kabızlığa neden olabilir. Bu bir problem oluşturuyorsa bildirin.

  • Yorgunluk

Birçok insan kemoterapi sırasında çok fazla yorgunluk hissediyor. Çoğunlukla da tedavinin sonuna doğru. Bu çok sık karşılaşılan bir yan etkidir ve dinlenmek önemlidir.

  • Saç dökülmesi

Bu genellikle ilk kürden 3-4 hafta sonra başlar. Saç genellikle tamamen dökülür. Aynı zamanda kaşınız, kirpiğiniz ve diğer vücut tüyleriniz de seyrekleşebilir veya dökülebilir. Bu dökülmeler geçicidir ve tedaviniz bittiği gibi saçınız ve diğer tüyler tekrar büyümeye başlar. Saç dökülmesini engelleyen kimi yöntemler mevcuttur. Bunları detaylıca hekiminiz ile konuşmanız önerilir.

  • Ağız yaraları

Zaman zaman ağızda yaralar oluşabilir. İçilen sıvı miktarını artırmak, yumuşak bir diş fırçasıyla dişlerinizi düzenli temizlemek bu riski azaltabilir. Gerekir ise gargaralar ile ağız bakımı yapılmalıdır.

  • Tat değişikliği

Yiyeceklerin tatlarının değiştiğini fark edebilirsiniz. Bu durum tedavi bittikten sonra düzelecektir. Kimi zaman kokular sizi çok rahatsız edebilir. Bu beklenen bir yan etkidir.

  • Ellerde veya ayaklarda hissizlik veya karıncalanma

Cisplatinin sinirlerde yaptığı etkiden kaynaklanmaktadır. Bu periferik nöropati olarak bilinir. Bu yan etkiyi hissediyorsanız bildirin. Bu problem genellikle tedaviden birkaç ay sonra yavaşça iyileşir. Nadir görülen bir etkidir.

  • Deri değişiklikleri

Nadiren deri renginiz koyulaşabilir. Eğer böyle bir şey olursa genellikle tedavi bittikten birkaç ay sonra normale döner. Bleomycin kaşıntıya neden olabilir.

  • Duymada değişiklikler

Kulak çınlaması oluşabilir ve bazı sesleri duymada zorlanabilirsiniz. Bu cisplatine bağlı olarak ortaya çıkar ve yine genellikle tedavi bittikten sonra iyileşir.

  • İshal

Eğer ishalseniz bu genellikle ilaçla kontrol altına alınabilir. Eğer ciddi boyutlardaysa veya devam ediyorsa bizi bilgilendirin. Kaybettiğiniz sıvıyı yerine koymak için günde 2-3 litre sıvı içmeye çalışın.

  • Tırnaklarda değişiklikler

Tırnaklarınız koyulaşabilir ve üzerinde beyaz çizgiler oluşabilir. Bu değişiklikler genellikle tedavi bitiminden birkaç ay sonra düzelir.

  • Ateş ve titreme

Bu bleomycin verildikten birkaç saat sonra ortaya çıkabilir. Fakat genellikle uzun sürmez.

  • Akciğerlerde değişiklikler

Bleomycin bazı ciddi akciğer problemlerine neden olabilir. Bunlar tedavi sırasında veya bittikten sonra oluşabilir. Eğer sigara içiyorsanız oluşması daha muhtemeldir. Sigarayı bırakmalısınız. Öksürük veya nefes darlığı problemi yaşıyorsanız doktorunuza bildirin.

  • Başka ilaçlar

Bazı diğer ilaçlar kemoterapi alırken zararlı olabilir. Aldığınız her ilacı doktorunuza bildirin. Bu tamamlayıcı tedaviler ya da bitkisel ilaçlar da olsa. Destek amacı ile satılan bu ürünlerin kullanılmasını önermemekteyiz. Faydaları olmamakla birlikte yan etkilere neden olarak tedavi aksamalarına neden olmaktadır.

  • Doğurganlık

Testis kanserlerinin ortalama görülme yaşı 33’tür. Bu tedaviyle çocuk sahibi olmanız etkilenebilir. Burada unutulmaması gereken önemli noktalardan birisi sperm saklama konusunun uygun şekilde hasta ile paylaşılması, eğer çocuk isteği devam ediyor ise ilgili bölümlere hastayı yönlendirmektir. Çünkü hem ameliyat hem de kemoterapi sperm sayısı ve kalitesi üzerine olumsuz etkilere neden olabilmektedir.

  • Doğum kontrolü

Gelişen bebeğe zarar verebileceği için tedavi süresince çocuk sahibi olmamalısınız. Tedavi süresince ve tedavi bitiminden en az birkaç ay sonrasında da etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmanız önemlidir.

Testis Kanseri Kemoterapi Sonrası Karında Kaybolmayan Kitleler Varsa Nasıl Tedavi Etmek Gerekir?

Testis kanseri nedeniyle vücudunda metastatik kitleleri olan erkeklere kemoterapi uygulanır. Bu hastaların %20’ sinde kemoterapi sonrası karındaki metastatik kitleler küçülmez veya küçülse dahi kitleler tam olarak kaybolmazlar. Bu durumda bu kitlelerin içindeki kanserli alanların yok olup olmadığını bilmek çok önemlidir. Yapılan çalışmalara göre testis kanserlerinde kemoterapi sonrası varlığını sürdüren dokuların %50’si fibrozis dokusu (nedbe dokusu); %40’ ı teratom (iyi huylu fakat büyüme özelliğine sahip tümör); %10’ı ise canlı kanser dokusudur.

Eğer böyle kemoterapi sonrası karında varlıklarını sürdüren kitleler varsa; kanda tümör belirteçlerine ve PET taramada bu kitlelerin aktif olup olmadığına bakıyoruz. Tümör belirteçleri (AFP, beta HCG, LDH) yüksek olan veya PET te aktivite gösteren kitleler ameliyat ile çıkarılması gerekir. Eğer kanda tümör belirteçleri normal sınırdaysa veya PET te aktivite yoksa; o zaman bu hastalar kısa aralıklarla takip edilir. Bu kitlelerde boyut olarak büyüme olursa yine karındaki bu kitlelerin çıkarılması gerekir. Bu ameliyatın adı retroperitoneal lenf nodu diseksiyonudur (RPLND).

RPLND (Retroperitoneal Lenf Nodu Diseksiyonu) Nasıl Yapılır?

RPLND böbrek seviyesinden başlayarak aşağıya doğru karındaki ana damarların (aort ve vena cava inferior) etrafındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemidir. İşlem açık ameliyat, laparoskopik cerrahi veya robotik cerrahi ile yapılabilir.

Ülkemizde ve Avrupa’da RPLND genellikle kemoterapi almış hastalarda karında geride kalan kitleleri çıkarmak için yapılır. Kemoterapi sonrası bu kitleler ana damarlara yapışık halde bulunur. Bu kitlelerin çıkarılması sırasında bu damarlarda yaralanmalar meydana gelebilmektedir. Laparoskopi ile bunların tamiri çok zor olduğundan, günümüzde bu ameliyatlar robotik cerrahi (altın standart) veya açık cerrahi ile yapılmaktadır. İster robotik cerrahi ile yapılsın, ister açık cerrahi ile yapılsın bu ameliyat çok tecrübeli ve yetenekli cerrahlar tarafından yapılmalıdır; aksi halde hayatı tehdit eden ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

RPLND açık cerrahi ile yapıldığında hastanın karnı göğüs kafesinden başlayarak, penis köküne kadar boydan boya kesilir. Açık cerrahi ile yapılan RPLND ameliyatlarında genellikle hastaya kan verilir. Hastanın ameliyat sonrası ciddi ağrıları olur ve hasta uzun bir süre günlük hayattan uzak kalır.

RPLND robotik cerrahi ile yapıldığında hastanın karnında 4 adet 8 mmlik ve 1 adet 2 cm lik kesi olur. Hastada ciddi kanama olmaz. Hasta 2 gün sonra hastaneden taburcu olur. Hastanın ciddi ağrı kesiciler almasına gerek olmaz. Aşağıdaki resimlerde robotik RPLND yapılan bir hastanın ameliyat sırasındaki görüntüsü, çıkarılan parçalar ve ameliyattan 1 hafta sonraki görünüm izlenmektedir.

Testis Kanserlerinin Tedavisinde BEP Dışında Diğer Kemoterapi Seçenekleri?

BEP rejimi dışında testis kanserinin tedavisinde kullanılan kemoterapi rejimleri de vardır. Bunlardan başlıca olanları VİP, VeİP, TİP, GemOx, EP olarak sayılabilir. Bu rejimler genellikle nüks hastalıkta kullanılmaktadır. Tedavi başarıları BEP rejimi gibi yüksektir. Alanında uzman merkezler tarafından uygulanması gerekmektedir.

İleri evre, nüks etmiş testis kanserlerinin tedavisinde kök hücre nakli de uygulanmaktadır. Tedavi başarısı diğer organ kanserlerine göre daha yüksektir. Detaylı bilgi için hekiminizden bilgi alınız.


Sosyal Medyada Paylaş